REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
61medya Logo
Oto Koku
Trabzon Oto Koku

Ferah ve kaliteli oto kokular

İncele
Katalog
Ürün Kataloğu

Geniş ürün yelpazesi

İncele
A5 Broşür
A5 Çift Yönlü Broşür

Şık ve kaliteli broşürler

İncele
Islak Mendil
Trabzon Islak Mendil

Markanızı her yerde hatırlatın

İncele
Trabzon Magnet
Trabzon Magnet

Kaliteli ve şık magnetler

İncele
Drone Fotoğraf
Trabzon Drone Fotoğraf

Profesyonel drone çekim hizmetleri

İncele
Logo Tasarım
Trabzon Logo Tasarım

Markanıza özel modern logo tasarımı

İncele
Reklam Filmi
Trabzon Reklam Filmi

Profesyonel reklam filmi çekimi

İncele

ABB 61 – Anadolu Basın Birliği Trabzon

GERÇEĞİN PEŞİNDE. Sinan Kutay yazdı

GERÇEĞİN PEŞİNDE. Sinan Kutay yazdı
Sinan KUTAY( sinan.kutay@abb61.com )
28 Ekim 2025 - 15:06
Sosyal Medyalarda Paylaş
Tweet

Politikanın hakikat alanını kıskıvrak ele geçirme mücadelesinin, görece karşılık bulduğu ve bu uğurda her tür herzenin yenildiği ibretlik bir süreçtir yaşadığımız!

 

Öyle ki, “yalan” bile kendini yargılayan hakikatin bakışından sıyırmış kendini, sakınmadan utanmadan çırılçıplak ortada. Artık kendini ele veren yalanı görüyoruz, gizlenmiyor, orada, tıpkı günümüz politikacısı gibi apaçık ortada; dün “asla” dediğine bugün “elbette” diyebilen, yarınsa “zaten öyle demiştim” diye tweet atan bir gösteri figürüne dönüşmüş durumda.

 

O halde yalanla hakikat arasında bir mücadele olmasa gerek. Asıl mesele hakikati ele geçirmek. Geçmişi, şimdiyi, geleceği ele geçirilmiş o hakikat alanında yeniden inşa etmek mesele. Geçmiş, şimdi, gelecek için aşina olduğumuz temsil düzeneğini alt üst eden yeni bir anlam dünyasının özneleri olmaya talip olmak bu.

İktidarın her şeyiyle inkar ettiği “eski Türkiye” ile… gerçekleştirdiğini iddia ettiği “yeni Türkiye” mukayesesinde, yeninin eskiyi topyekun yok edecek “yeniden  bile daha yeni Türkiye” arasına çektiği sınırları keskinleştirme gayreti şimdinin gerçekliğini örtüyor. “En”lerle ifade bulan bütün sıfatlar, en büyük, en yeni, en, en,en… Eh bu kadar aşırılık, kaçınılmaz olarak taşkınlara yol açıyor tabii!

“En” liğini ispata kalkışan “En büyük lider”, tıpkı sel sularıyla yatağından taşan bir ırmak ya da, bedenin ağırlığından kurtulup özgürleşmiş bir ruh gibi kendini birden zamandan-mekandan, “gerçeğin” kendisini çekiştiren ellerinden kurtulmuş buluveriyor!

Hem en uzak geçmiş, hem bugün, hem de gelecek olma iddiasının akıbeti bu işte… Doğmadığı günlere ait anıları olmak, yaşamadığı geleceği geçmişi kılmak… Eskiyi inkar ederken onu deneyimlenmemiş deneyimin kılıfında anlatmak!.. Geçmişin, gerçekte ne olduğu, kime ait olduğu önemli değil, ben hakimi mutlak’ım, ben herkesim; O halde geçmişiniz benim geçmişim, geleceğiniz benim geleceğim!..  Bu gazla giderse yakında, mutlaklığını ilan edecek… (Ediyor da zaten). Zira aşırılıklar, aşırıyı düşündürüyor ister istemez.

Dolayısıyla bu ipe sapa gelmez taleplerin sürekliliğini sağlamak imkansız. O ele gelmez, dile vurulamaz, zapt edilemez olanın… Kiminin kurucu hiçlik, kiminin çelik çekirdek, kiminin gerçek, kiminin kurucu hasımlık dediği cumhuriyet ve onun kazanımları sayesinde, bütün bu “en”ler iddia ettikleri kapsayıcılığa, belirleyiciliğe kavuşamadan dağılıp tarihin çöplüğüne gitmeye yargılı.

Bu koşullarda gerçekleşecek olası bir siyasi final; kendini hakim-i mutlak, tek adam, asrın lideri gibi sıfatlarla tarif edenlerin hevesleri kursaklarında kalacağı bir sürece evrilmekte olduğu için, daha bir umut verici. O “en”lerin imkansızlığı, hakikat alanının asla bütünüyle ele geçirilip tüketilemeyişi, önümüzdeki bir erken seçimde “bir despotun seçimle indirilemeyeceği” tezinin de yerle bir edilebileceğini olanaklı kılacaktır.

Ülkenin milletiyle bölünmez bütünlüğü ve aydınlık geleceğine, ne liberal düşünce ne de tek tek kişiler umut olabilir. Bugünün görevi, hiziplerin, kişisel hesapların değil, ortak aklın ve örgütlü iradenin önünü açmaktan geçmektedir.

Bu bağlamda bütünleşme; salt bir parti stratejisi değil, Türkiye’nin geleceği için toplumsal muhalefeti de kapsayan, bütünlüklü bir buluşmanın tesisiyle olanaklıdır. Hatırlatmak isterim ki; Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ihtiyaç duyulan oy oranı % 50+1… yapılan anketlerde ise CHP’nin oy oranı % 32 ile % 36 bandında gözüküyor. Kuşkusuz ki meydanları ve miting alanlarını dolduran kalabalıklar çok değerlidir ancak, en büyük ittifakı kuran seçimlerin kazananı olur. “Siyaset” gibi, “matematik” de bir bilim dalıdır… göz ardı etmeye gelmez dostlarım!

Sevgiyle, dostlukla…    

Sosyal Medyalarda Paylaş
Tweet
0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Kartvizit

Kartvizit Baskı

Markanız için modern ve profesyonel kartvizit tasarımları.

Hemen Sipariş Ver

Copyright © 2025 | Tüm Hakları Saklıdır.

© 61medya.com.tr

0
Would love your thoughts, please comment.x